| Her dem yeniden dogmak |
|
Her dem yeniden doğmak Hayat öylesine kısa, öylesine kıymetsiz şeylerle lüzumsuz meşgul ediliyor ki; kıymetli olan, değer verilmesi gereken güzellikler hep unutuluyor.(Yeni)
Hayat öylesine kısa, öylesine kıymetsiz şeylerle lüzumsuz meşgul ediliyor ki; kıymetli olan, değer verilmesi gereken güzellikler hep unutuluyor. İnsan adeta bir harikalar diyarının, güzellikler ülkesinin sultanı olma konumundayken bakış açısının bulanıklığı, her gün aldığı lezzetlerin onu hissiz hale getirmesi, sahip olamadıklarının ah ile vahıyla bitâp düşerken ömür sermayesin tükendiğinin farkına bile varamadan şu fani dünyadan göçüp gidiyor. İnsan, kendi ruhuna takılan binlerce latifeyi hissizleştirirken, sadece beş duyu organı ve cismani lezzetlerle mutluluğu yakalayacağı inanmış ve her seferinde yediği tokatların şaşkınlığı ile ümitlerini bir başka bahara saklamış, ancak o bahar da hiç gelmemiştirAtaların dediği gibi gören göz değil gönüldür. Gönül gözünü kör edenlerin varlık dünyasının bile karanlıkların kaplayacağı aşikârdır. Etrafta, gönül gözünün görme hassasiyetini kaybetmiş, bakışları sadece madde buutlu, istikbali göremeyen miyop bakışlı pek çok insanın mevcudiyeti yüreklerimizdeki sevgi pınarının akmasını engellemiş, sadece varlık adına yatırım yapmamızı zımnen tavsiye ederek gönül dünyamızın kurumasına sebep olmuştur.
Sevgi gönüldedir sözde değil... Sözde sevgilerini ilan edenler, her dem ilan-ı aşk edip daha seneyi devriyesi tamamlanmadan aşk fakirliğine düşmüş kimseler, gönül yorgunluğunu en delikanlı zamanlarında yaşamaya başlamış biçareler hiç de az değiller.Şefkat yoksunu, his fakiri, merhamet yorgunu yığınlar halinde kalakaldık adeta. Ne oldu bize?Neler geldi de başımıza bu kadar hissiz ,lakayt bir tavır top yekun bizi kuşattı?En hayati mevzular da dahi en ciddiyetsiz insanların bile takınmayacağı tavırlar bizde adeta kemikleşmiş davranışlar haline geldi.Arkadaşlarımız her gün artarken,dostlarımız artmaz oldu.Teknolojik gelişmeler her geçen gün hayatımız kolaylaştırırken, iletişim dünyasın da harika keşifler başımızı döndürürken en yakın komşumuzun ismini bile bilemez hâle geldik.Bir gülümseyiş,bir tatlı söz, yerini somurtan simalara nasılda terk etti!?Her şey nasılda maddi kaygılara irca edilerek hayatın anlamı bencilleştirilerek “servetin kadar konuş”a dönüştürüldü.Neden sabır taşımız çatlatırcasına öfke toplumuna dönüştük?
Niçin değerlerimiz değersizleşti? Bunalan ruhlarımıza açılan menfezler neden alaca karanlığa terk edildi? Nesillerimizin imdadına, ruhlarındaki açlığa, yüreklerindeki muhabbet iştiyakına neden ses veremedik? Evladımızı aziz bilirken neden terbiyesinin de aziz olması gerektiği hakikatini hayata geçiremedik. Eskiden postacıların gelmesi dört gözle beklenir hatta adına şarkılar yapılırken bugün postacı istenmeyen kişi haline geldi. Yavukludan beklenen bir nağme, müjdeli bir haber, sevdiğinizin zarfa koyduğu bir kurumuş gül, belki de mektubun üzerine damlatılmış bir damla gözyaşı postacının bize takdim edebileceği en güzel hediyeler iken bugün postacıyı gören ya o adreste oturmadığı yalanını bizzat söyletiyor ve yahut da gelen faturaları veya icra takip dosyalarını istemeyerek kabul ediyor.
Evlerimizi daha konforlu yapma adına harcadığımız serveti gönlümüzü ihya etme söz konusu olduğunda nedense hep cimri davranır hale geldik. Başarıyı sadece rekabette arayan, hayatta ki tüm hülyası madde odaklı neticeler olan, deruna ait kazanımların modası geçmiş bir hezeyan olduğunun sanan biçarelere dönüşür olduk neredeyse.Bir dost yüzü, gönülden tebessüm eden aşina bir çehre, gönül telininizin mızrabına vurduğunuzda sizinle birlikte o telin nağmelerini yürekten duyan vefalı bir gönül ehli Kaf dağının arkasında mı kaldı acaba? Her şeye rağmen yeni bir güne Allahın sonsuz nimetlerine kavuşmanın sevinci ve şükrüyle gözlerimizi açabilmenin heyecanı, varlığın kendine has musikisini duyup hamd-ü sena ile iki rabbe iltica edebilmenin şerefi, hiçbir şeye sahip olmadığını düşündüğü bir anda Evrenin sahibi olan Rabbimizin bu fani dünyadaki misafiri olduğun idrak edip sonsuzluğa uzanan bir şükür hissiyle kendinden geçme hali, Kerim olan kudreti sonsuz Mevla’nın her an başka başka ikramlarına mazhariyetin cilvelerine şahit olma durumu, O’na teslimiyetin ve Ondan gelene rıza göstermenin aslında dünyevi tüm makamların ötesinde bir paye olduğunu idrak edebilen bir bahtiyar olma ne güzel bir lütufdur ne ali bir neticedir. Hayallerimizin tükendiği yerde sonsuzluk ikliminin üns esintilerinin bizleri çepe çevre kuşatması temenisiyle…
|